14 Mart 2011 Pazartesi
bence komik :))
Bir din dersi öğretmeni çocukları sözlüye kaldırır.
-"Kalk bakıyım evladım. Adın ne senin?"
-Fatih öğretmenim.
-"Tamam o zaman sen Fatiha suresini oku bize" der.
Sıra ikinci öğrenciye gelir.
-"Kalk kızım ayağa,adını söyle bakıyım"
-Kevser öğretmenim
-"O zaman sen de bize Kevser suresini oku".
Öğretmen üçüncüye bakınırken sıranın altına saklanmış bir öğrenciyi görür.
-"Oğlum çık bakıyım sıranın altından. Adın ne senin ?"
-Benim adım Yasin ama siz bana kısaca Sübhaneke diyebilirsiniz
Niye Beni Bir Yere İtelemeye Çalışır İnsanoğlu....
Çoğu insan ilgisizliğin, geçim sıkıntısının, gelecek endişesinin, işsiz kalma korkusunun yarattığı güvensizlik, karamsarlık ve umutsuzluk içinde yaşamını sürdürüyor. Bu nedenle insanlararası ilişkide kaygıdan, kızgınlıktan, öfkeden kaynaklanan iletilerle bağlantı kuruluyor. Bu durum bir yandan bireyin ve toplumun ruh sağlığını bozuyor, öte yandan kavram kargaşasına, çatışmalara, sürtüşmelere, kavgalara yol açıyor. Bu da toplumun dengesini, düzenini olumsuz biçimde etkiliyor.
Ruhsal yaşantının aynası başkalarıdır. İnsan başkalarına bakarak kendini görür, anlar . Davranışının, tutumunun başkaları üzerindeki etkisini yorumlayarak kendini tanır. Hep aynı görüntüyü veren aynaya bakılırsa ya da istenilen görüntüyü veren aynalar seçilirse, gerçek görüntü bulunamaz. İnsan, neşesini, sevincini, umudunu, kendisini, anlayacak, anlatacak, tanıyacak, tanıtacak insanlara gerek duyar.
Ben nerede durduğumu ve ne yazdığımı gayet iyi biliyorum. Satır aralarındaki detaylara takılmak yerine, yazılanların amacını anlamak daha doğru değil mi?
Her hangi bir gruba, bir fikre ya da bir insana ne sempatim vardır ne de antipatim... İnandığım şeyi savunurum, gördüğümü söylerim, düşündüğümü yazarım. Yazdıklarımdan dolayı beni illa ki bir gruba, görüşe ya da kişiye bağlayarak hiç bir yere varamazsınız...
Benden söylemesi... Yine de siz bilirsiniz!
HER YÖNE 90 DK
2010 yılı Mart ayında Faruk Sofuoğlu tarafından kurulan İstanbul Meydan Sahnesi, Seyfi Şahin’in yazdığı, Ahmet Saraçoğlu’nun yönettiği, Ahmet Çevik, Aylin Kabasakal, Deniz Oral, Fulden Akyürek, Şule Cengiz ve Veysel Diker’in rol aldığı “HER YÖNE 90 DK” adlı komediyle Antalyalı izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. İstanbul Meydan Sahnesi oyuncuları, tamamı komedi olan “Her Yöne 90 Dakika” dakika adlı iki perdeli oyunu Atatürk Kültür Merkezi Salonu’nda sergiledi. Popüler kültürün getirdiği yozlaşmanın traji-komik olaylarla, güldürü tarzında anlatıldığı oyun verdiği toplumsal mesajlarla da dikkat çekti. Biletleri günler öncesinden tükenen eseri izlemeye gelenlerin fazla olması Atatürk Kültür Merkezi (AKM)'nde adeta izdiham yarattı. Salonda yer kalmadığı için izleyicilerin bir kısmı sandalyelerle koridorlara oturdu. 817 kişilik salonda 900 kişi oyunu izledi. Ünlü oyuncular kahkahaya boğdu Televizyondan tanınan ünlü oyuncular “Olacak O Kadar”dan Ahmet Çevik, “Cennet Mahallesi”nden Ahmet Kabasakal, “Papatyam”dan Deniz Oral, “Cümbür Cemaat Aile”den Fulden Akyürek (Sapancalı), “Zerda” Şule Cengiz ve “Avrupa Yakası’ndan (Tacettin) Veysel Diker’in rol aldığı “Her Yöne 90 Dakika” adlı oyun beğeniyle izlendi. İzleyiciler sahnede Televizyon ekranlarında ilgiyle takip edilen programların mizahi bir dille eleştirildiği oyunda, rol gereği “İzdivaç” programına çıkan Antalyalı iki seyirci, sergiledikleri performansla bol alkış aldı. Birbirinden eğlenceli skeçlerin yer aldığı “Her Yöne 90 dk”, iki saat boyunca Antalyalı sanatseverleri kahkahaya boğdu. Oyunun sonunda Mayıs ayında Konyaaltı Açık Hava Tiyatrosu’nda ikinci kez sahne alacaklarının müjdesini veren ekip dakikalarca ayakta alkışlandı.
ceviz kabuğu...
Elindeki beyaz gülü gösterme
Bir an dinsin kırların hüznü
Bir koparış sevgiye dönmeden
Anlatmaya kalkınca,
Dönmeyen seslerimiz savrulan sessizliğimizdi...
Dönerken bize kavuşan gülüşlerimize
Dudaklarımızda gülüşlerimiz ıslanırken
Kaldırmazken aramızdakı öpüş uzaklığı
Büyüttük uçurumları ayrılıklara...
Aşılamayan, adı anımsanmayan olurken
Radyonun bilinmeyen kanalından gelenin
Doldurması yalnızlığımızı bir gecede...
Özlemini saçlarına yükleyen bir kızın
Saçlarını kestiği bitiş yasında
Taranması bilinmeyen bir yöre için
Başlangıç güzelliği,
Bir teknenin doğuşu kadar...
Deniz tutsaklığında özgürlük çok mu uzakta?
Açıklanmayanı avuturken uçan martılarla
Olanaksıza vurgun şairin dizelerinde,
En güzeli bekleme arayışında,
Öğrenemeyeceği sabrın toyluğunda
Yası sadece yağmurda dinen bu şehrin
Kumlu parke taşlarına
Bırakalım öpüş izlerimizi
Kanıtı olsun, kırılışı sevgisizliğin...
Gözde Gürer-2011


